Telefon
Telegram
WhatsApp
İnstagram

Ticari Alacak Davalarında Bilirkişi Raporu Sonrası İhtiyati Haciz Kararlarının İnfazı ve Mevcut İcra Takibiyle İlişkisi

Hukuk alanındaki önemli makale, rapor ve bültenlere bu sayfadan ulaşabilirsiniz. Güncel yasal gelişmeleri ve uzman analizlerini inceleyin.

Ticari Alacak Davalarında Bilirkişi Raporu Sonrası İhtiyati Haciz Kararlarının İnfazı ve Mevcut İcra Takibiyle İlişkisi

Ticari Alacak Davalarında Bilirkişi Raporu Sonrası İhtiyati Haciz Kararlarının İnfazı ve Mevcut İcra Takibiyle İlişkisi

3 Görüntüleme 10 Mart 2026, 13:37

Türkiye’de icra ve iflas hukuku uygulamalarında alacaklının alacağına kavuşma süreci çoğu zaman uzun ve teknik bir yargılama sürecini gerektirmektedir. Özellikle ticari ilişkilerden doğan alacaklarda borçlunun ilamsız icra takibine itiraz etmesi, takibi kendiliğinden durdurmakta ve alacaklıyı itirazın iptali davası açmaya zorlamaktadır. Bu dava sürecinde alacağın güvence altına alınması ise çoğu zaman ihtiyati haciz kurumu sayesinde mümkün olmaktadır.

Ticari uyuşmazlıklarda alacağın varlığı çoğunlukla teknik incelemeye dayanır. Taraf defterlerinin incelenmesi, cari hesap ilişkilerinin çözülmesi veya ticari teslimlerin doğrulanması gibi hususlar mahkeme tarafından genellikle bilirkişi incelemesi yoluyla belirlenir. Bu nedenle yargılama sürecinde hazırlanan bilirkişi raporu, yalnızca mahkemenin nihai kararına temel teşkil etmekle kalmaz; aynı zamanda ihtiyati haciz talebinin değerlendirilmesinde “yaklaşık ispat” kriterinin en güçlü dayanaklarından biri haline gelir.

Bu noktada uygulamada sıkça karşılaşılan temel soru şudur: Bilirkişi raporu sonrasında verilen ihtiyati haciz kararı mevcut icra dosyası üzerinden mi infaz edilir, yoksa yeni bir icra dosyası mı açılması gerekir? Bu sorunun cevabı başta İcra ve İflas Kanunu’nun 261 ve 264. maddeleri olmak üzere icra hukukunun teknik kuralları çerçevesinde değerlendirilmelidir.


İhtiyati Haczin Hukuki Niteliği ve Ticari Davalardaki Önemi

İhtiyati haciz, para alacaklarına özgü bir geçici hukuki koruma önlemidir. Amaç, alacaklının henüz kesin bir ilam elde etmeden önce borçlunun malvarlığını güvence altına almasını sağlamaktır. Böylece borçlunun mal kaçırması, malvarlığını devretmesi veya alacaklıdan kaçırmaya yönelik işlemler yapması engellenir.

İcra ve İflas Kanunu’nun 257. maddesine göre, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para alacağının alacaklısı, borçlunun taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü kişilerdeki alacaklarının ihtiyaten haczini talep edebilir. Mahkemenin bu kararı verebilmesi için alacağın kesin olarak ispatlanması gerekmez; yaklaşık ispat yeterlidir.

Ticari davalarda bilirkişi raporunun alacaklı lehine düzenlenmiş olması, mahkeme açısından alacağın varlığına dair güçlü bir kanaat oluşturur. Bu nedenle uygulamada birçok mahkeme, davanın başında reddettiği ihtiyati haciz taleplerini bilirkişi raporundan sonra kabul etme eğilimine girmektedir.


İhtiyati Haciz ile İhtiyati Tedbir Arasındaki Fark

Uygulamada sıkça yapılan hatalardan biri, para alacağına ilişkin uyuşmazlıklarda ihtiyati haciz yerine ihtiyati tedbir talep edilmesidir. Oysa iki kurumun hukuki amacı ve kapsamı farklıdır.

İhtiyati haciz yalnızca para alacakları için öngörülmüş olup infazı icra dairesi aracılığıyla yapılır. Buna karşılık ihtiyati tedbir ise ayni hak uyuşmazlıkları, mülkiyet ihtilafları veya bir işin yapılması ya da yapılmaması gibi durumlarda uygulanır.

Dolayısıyla ticari alacak davalarında doğru koruma yolu kural olarak ihtiyati hacizdir.


İtirazın İptali Davası Sırasında İhtiyati Haciz

Borçlunun icra takibine yaptığı itiraz takip işlemlerini durdurur. Alacaklının takibe devam edebilmesi için itirazın iptali davası açması gerekir.

Yargıtay içtihatlarına göre takibin itiraz nedeniyle durmuş olması, alacaklının ihtiyati haciz talep etmesine engel değildir. Aksine, borçlunun itiraz ederek süreci uzatması mal kaçırma ihtimalini artırabileceğinden, ihtiyati haciz talebini daha da haklı kılabilir.

Mahkeme, özellikle bilirkişi raporunun alacaklı lehine olması halinde ihtiyati haciz kararı verdiğinde, bu karar duran icra takibinden bağımsız şekilde borçlunun malvarlığını güvence altına alan bir koruma mekanizması oluşturur.


İhtiyati Haciz Kararının İnfazı ve 10 Günlük Süre

Mahkeme tarafından verilen ihtiyati haciz kararının etkili olabilmesi için alacaklının 10 gün içinde icra dairesinden infaz talebinde bulunması gerekir.

İcra ve İflas Kanunu’nun 261. maddesine göre bu süre hak düşürücü niteliktedir. Süresi içinde infaz talep edilmezse ihtiyati haciz kararı kendiliğinden hükümsüz hale gelir.

Bu nedenle uygulamada kararın verildiği gün veya hemen sonrasında icra dairesine başvurularak haciz işlemlerinin başlatılması büyük önem taşır.


Yetkili İcra Dairesi Sorunu

İhtiyati haczin infazında önemli bir diğer mesele hangi icra dairesinin yetkili olduğudur.

İİK m.261’e göre ihtiyati haciz kararının infazı kararı veren mahkemenin yargı çevresindeki icra dairesi tarafından yapılır. Bu yetki Yargıtay kararlarında da kabul edildiği üzere kesin yetki niteliğindedir.

Dolayısıyla:

  • Dava İstanbul’da görülmüşse haciz işlemleri İstanbul icra dairelerinden talep edilmelidir.

  • Mevcut icra takibi başka bir şehirde olsa bile ihtiyati haczin infazı için öncelikle kararı veren mahkemenin bulunduğu yerde işlem yapılması gerekir.


Mevcut İcra Dosyası mı, Yeni Dosya mı?

Uygulamada en çok merak edilen konu, ihtiyati haciz kararının mevcut icra dosyasından mı yoksa yeni bir dosya üzerinden mi uygulanacağıdır.

Bu noktada iki ihtimal vardır:

1. Aynı yargı çevresi

İtirazın iptali davasının görüldüğü mahkeme ile icra takibinin yapıldığı icra dairesi aynı yargı çevresinde bulunuyorsa, ihtiyati haciz kararı doğrudan mevcut icra dosyasına sunularak haciz işlemleri yapılabilir.

2. Farklı yargı çevresi

Dava ile icra takibi farklı şehirlerdeyse, ihtiyati haczin infazı için kararı veren mahkemenin bulunduğu yerde ayrı bir infaz dosyası açılması gerekir. Daha sonra bu dosya ile asıl icra takibi arasında bağlantı kurulabilir.


İhtiyati Haciz Sonrası Yapılabilecek İşlemler

İhtiyati haciz kararı infaz edildiğinde alacaklı aşağıdaki işlemleri gerçekleştirebilir:

  • Borçlunun taşınmazlarına haciz şerhi konulması

  • Araç kayıtlarına haciz işlenmesi

  • Banka hesaplarına bloke uygulanması

  • Üçüncü kişilerdeki alacaklar için İİK 89 haciz ihbarnameleri gönderilmesi

  • Gerekli durumlarda fiili haciz ve muhafaza işlemlerinin yapılması

Ancak ihtiyati haciz henüz kesin haciz niteliğinde olmadığından satış işlemi yapılamaz.


İhtiyati Haczin Kesin Hacze Dönüşmesi

İtirazın iptali davası alacaklı lehine sonuçlandığında ihtiyati haciz kesin hacze dönüşür. Bu aşamadan sonra alacaklı satış talebinde bulunabilir.

İhtiyati haczin en önemli avantajlarından biri de sıra cetvelinde öncelik sağlamasıdır. Haciz tarihi, kesin hacze dönüşme tarihinden değil ilk ihtiyati haciz tarihinden itibaren dikkate alınır.


Borçlunun İtiraz Hakları

İhtiyati haciz kararları çoğu zaman borçlu dinlenmeden verildiği için kanun borçluya bazı savunma imkânları tanımıştır.

Borçlu, haczin uygulanmasından itibaren 7 gün içinde ihtiyati hacze itiraz edebilir. Bu itiraz;

  • Mahkemenin yetkisine

  • Alacağın varlığına veya muacceliyetine

  • Teminat miktarına

ilişkin olabilir.

Ayrıca borçlu, borç miktarını karşılayacak teminat göstererek haczin kaldırılmasını da talep edebilir.


Sonuç

Ticari alacak davalarında bilirkişi raporu sonrasında verilen ihtiyati haciz kararları, alacağın tahsilini güvence altına alan en etkili araçlardan biridir. Takibin borçlunun itirazı nedeniyle durmuş olması ihtiyati haciz talebine engel değildir.

Ancak bu kararın etkili olabilmesi için:

  • Kararın 10 gün içinde icra dairesine verilmesi,

  • Yetkili icra dairesinin doğru belirlenmesi,

  • Davanın sonucunda verilen kararın süresi içinde icra dosyasına sunulması

büyük önem taşır.

Doğru şekilde uygulanan bir ihtiyati haciz, borçlunun malvarlığını koruma altına alarak alacaklının tahsil imkânını önemli ölçüde artırır ve ticari alacakların güvence altına alınmasında güçlü bir hukuki araç işlevi görür.

 

Makale bilgilendirme amaçlıdır. Hukuki destek için iletişime geçiniz.