Telefon
Telegram
WhatsApp
İnstagram

TAM ISLAH NEDİR ?

Hukuk alanındaki önemli makale, rapor ve bültenlere bu sayfadan ulaşabilirsiniz. Güncel yasal gelişmeleri ve uzman analizlerini inceleyin.

TAM ISLAH NEDİR ?

TAM ISLAH NEDİR ?

5 Görüntüleme 28 Şubat 2026, 09:25

Giriş

Hukuk yargılamasında taraflar, dava açarken veya cevap verirken kimi zaman maddi vakıaları, hukuki nitelendirmeyi, talep sonucunu ya da usule ilişkin bazı tercihlerini eksik veya hatalı ortaya koyabilmektedir. Medeni usul hukukunun katı şekilciliği, bu tür hata ve eksikliklerin giderilmesine imkân tanımadığı takdirde, hakkın özüne ulaşmayı güçleştirir. İşte bu noktada ıslah kurumu, taraflara yaptıkları usul işlemlerini tamamen veya kısmen düzeltme imkânı tanıyan önemli bir usul müessesesi olarak karşımıza çıkar. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na göre taraflardan her biri, yapmış olduğu usul işlemlerini kısmen veya tamamen ıslah edebilir; ancak aynı davada her taraf bu yola yalnızca bir kez başvurabilir.

Tam ıslah, uygulamada özellikle davacının dava dilekçesini esaslı biçimde yeniden kurmak istemesi hâlinde önem kazanır. Talep sonucunun, vakıa örgüsünün veya davanın kuruluş biçiminin köklü şekilde değiştirilmesi ihtiyacında, basit bir düzeltme değil; davanın ana çatısının yenilenmesi söz konusu olur. Bu nedenle tam ıslah, yalnızca teknik bir işlem değil; aynı zamanda davanın stratejik yönünü etkileyen güçlü bir usul aracıdır.

I. Islah Kavramı ve Hukuki Dayanağı

HMK m. 176’ya göre ıslah, tarafların yapmış oldukları usul işlemlerini tamamen veya kısmen düzeltmelerine imkân veren tek taraflı bir usul işlemidir. Karşı tarafın muvafakatine bağlı değildir. Kanun, bu kurumu hem davacı hem de davalı bakımından kabul etmiş; fakat kötüye kullanımı ve yargılamanın gereksiz uzamasını önlemek için aynı davada yalnızca bir kez ıslah yapılabileceğini düzenlemiştir.

Islahın yapılabileceği zaman bakımından temel sınır HMK m. 177’dir. Buna göre ıslah, tahkikat sona erinceye kadar yapılabilir. Ayrıca 7251 sayılı Kanun’la HMK m. 177’ye eklenen düzenleme uyarınca, Yargıtay’ın bozma kararı veya bölge adliye mahkemesinin kaldırma kararı sonrasında dosya ilk derece mahkemesine geldiğinde, mahkeme tahkikata ilişkin bir işlem yaparsa bu aşamada da tahkikat sona erinceye kadar ıslah mümkündür; ancak bozma kararına uyulmakla ortaya çıkan hukuki durum ortadan kaldırılamaz.

II. Tam Islah Nedir?

Tam ıslah, tarafın daha önce yaptığı usul işlemini belli bir kısmıyla değil, bütünüyle düzeltmesidir. Davacı bakımından bu durum çoğunlukla davanın tamamen ıslahı şeklinde ortaya çıkar. HMK m. 180’e göre, davasını tamamen ıslah ettiğini bildiren taraf, bu bildirimden itibaren bir hafta içinde yeni bir dava dilekçesi vermek zorundadır. Aksi hâlde ıslah hakkı kullanılmış sayılır ve ıslah hiç yapılmamış gibi davaya devam edilir.

Buradan hareketle tam ıslahın, mevcut dava dosyası içinde fakat yeni bir dava dilekçesiyle davanın omurgasını yeniden kurma imkânı verdiği söylenebilir. Bu yönüyle tam ıslah; sadece miktar artırımı, faiz eklenmesi veya küçük düzeltmelerden ibaret olan kısmi ıslahtan ayrılır. Kısmi ıslahta belirli bir usul işlemi düzeltilirken, tam ıslahta önceki usul işlemi bütünüyle yeniden inşa edilmektedir. HMK sistematiğinde tam ıslahın davayı baştan kurdurucu etkisi, özellikle m. 179 ve m. 180 hükümleriyle açıkça görülmektedir.

III. Tam Islahın Şartları

Tam ıslahın geçerli olabilmesi için bazı şartların birlikte bulunması gerekir.

İlk olarak, ortada tarafça yapılmış bir usul işlemi bulunmalıdır. Islah, karşı tarafın veya mahkemenin işlemlerine değil, yalnızca tarafın kendi usul işlemlerine yöneliktir. İkinci olarak, ıslah hakkı aynı davada yalnızca bir kez kullanılabilir. Üçüncü olarak, ıslah süresinde, yani kural olarak tahkikat sona ermeden önce yapılmalıdır. Dördüncü olarak, tamamen ıslah iradesi açıkça ortaya konulmalı ve bir haftalık süre içinde yeni dava dilekçesi sunulmalıdır. Bu süre kaçırılırsa ıslah sonuç doğurmaz.

Ayrıca vekilin tam ıslah yapabilmesi için özel yetki meselesi de önemlidir. HMK m. 74 bağlamında, vekilin davanın tamamını ıslah edebilmesi için açık yetki aranır. Uygulamada vekâletnamede bu konuda özel yetki bulunup bulunmadığı mutlaka kontrol edilmelidir.

IV. Tam Islahın Sonuçları

HMK m. 179’a göre ıslah, bunu yapan tarafın teşmil edeceği noktadan itibaren, ilgili usul işlemlerinin yapılmamış sayılması sonucunu doğurur. Bununla birlikte kanun bazı işlemleri ıslahın etkisi dışında bırakmıştır. İkrar, tanık ifadeleri, bilirkişi rapor ve beyanları, keşif ve isticvap tutanakları ile kanunda sayılan bazı işlemler kural olarak ıslahla geçersiz kılınamaz. Ancak ıslahtan sonra yapılacak tahkikat sonucuna göre bunların göz önünde tutulması gerekmiyorsa, bu işlemler de yapılmamış sayılabilir.

Tam ıslahın en önemli sonucu, davacının önceki dava kurgusunu bırakıp yeni dava dilekçesiyle davayı başka bir temelde sürdürebilmesidir. Bu durum, özellikle yanlış hukuki kurgu ile açılmış davalarda, eksik vakıa anlatımında veya dava stratejisinin baştan gözden geçirilmesini gerektiren hâllerde büyük önem taşır. Ancak tam ıslah, sınırsız bir serbesti sağlamaz; usul ekonomisi, dürüstlük kuralı ve karşı tarafın savunma hakkı çerçevesinde değerlendirilir.

V. Tam Islah ile Kısmi Islah Arasındaki Fark

Kısmi ıslah ile tam ıslah arasındaki temel fark, düzeltmenin kapsamıdır. Kısmi ıslahta taraf, yaptığı usul işleminin sadece belirli bir bölümünü düzeltir. En tipik örnek, dava dilekçesindeki talep miktarının artırılmasıdır. Tam ıslahta ise usul işlemi bütün olarak değiştirilir ve özellikle davacı bakımından yeni dava dilekçesi verilmesi gerekir. HMK m. 181, kısmen ıslaha başvuran tarafa da ıslah ettiği işlemi yapması için bir haftalık süre verileceğini; bu süre içinde işlem yapılmazsa ıslah hiç yapılmamış gibi davaya devam edileceğini düzenler.

Yargıtay içtihadında da özellikle miktar artırımı şeklindeki kısmi ıslah ile tam ıslah arasında sonuç farkı bulunduğu görülmektedir. Nitekim Yargıtay içtihadı birleştirme kararına yansıyan değerlendirmelerde, kısmi ıslahta dava dilekçesinin sadece düzeltilen kısmının değiştiği, diğer unsurlarının geçerliliğini koruduğu vurgulanmıştır.

VI. Zamanaşımı, Hak Düşürücü Süre ve Tam Islah

Islahın en tartışmalı alanlarından biri zamanaşımıdır. Özellikle ıslahla artırılan talep kısmı veya yeni içerikte kurulan talep bakımından zamanaşımı savunmasının ne ölçüde dikkate alınacağı uygulamada sıkça ihtilaf konusu olmaktadır. Yargıtay kararlarında bu mesele dava türüne, talebin niteliğine ve ıslahın kapsamına göre farklı sonuçlar doğurabilmektedir. Buna karşılık Anayasa Mahkemesi, bazı bireysel başvurularda ıslahla artırılan kısım yönünden zamanaşımı uygulamasının başvurucuya aşırı külfet yükleyip yüklemediğini mahkemeye erişim hakkı bakımından incelemiştir. Örneğin AYM, ıslah dilekçesiyle artırılan kısmın zamanaşımı nedeniyle reddedilmesinin mahkemeye erişim hakkına müdahale oluşturduğunu; somut olayın koşullarına göre bu müdahalenin ölçülülük denetimine tabi olduğunu açıkça belirtmiştir.

Bu nedenle tam ıslah yapılırken yalnızca HMK hükümlerine değil, talebin maddi hukuk yönünden zamanaşımı veya hak düşürücü süre rejimine de dikkat edilmelidir. Özellikle ilk dava ile ıslah sonrası ileri sürülen talep arasında hukuki ve vakıasal bağ zayıflıyorsa, zamanaşımı tartışması daha da önem kazanır.

VII. Bozma Sonrası Tam Islah Meselesi

Bozma sonrasında ıslah yapılıp yapılamayacağı uzun süre tartışmalı olmuş; ancak 7251 sayılı Kanun’la HMK m. 177’ye eklenen ikinci fıkra bu sorunu önemli ölçüde netleştirmiştir. Buna göre, bozma veya kaldırma sonrasında dosya ilk derece mahkemesine döndüğünde, mahkeme tahkikata ilişkin işlem yaparsa tahkikat sona erene kadar ıslah mümkündür. Bununla birlikte bozma kararına uyulmakla ortaya çıkan hukuki durum ortadan kaldırılamaz.

Anayasa Mahkemesi de, bozma sonrası tahkikata devam edilmesine rağmen sırf “bozmadan sonra ıslah yapılamaz” gerekçesiyle ıslah talebinin reddedilmesini mahkemeye erişim hakkı yönünden ihlal sebebi saymıştır. Ziynet Benli kararında AYM, bozma sonrasında yeniden bilirkişi incelemesi yapılıp tahkikata devam edildiği hâlde ıslahın reddedilmesini hak ihlali olarak değerlendirmiştir.

VIII. Uygulamada Dikkat Edilmesi Gereken Noktalar

Tam ıslah ciddi sonuçlar doğuran bir araç olduğundan, uygulamada şu hususlara özel önem verilmelidir:

  • Tam ıslah mı, kısmi ıslah mı gerektiği doğru tespit edilmelidir.

  • Tahkikatın sona erip ermediği mutlaka kontrol edilmelidir.

  • Tam ıslah iradesi açıkça belirtilmeli, bir haftalık süre içinde yeni dava dilekçesi sunulmalıdır.

  • Vekâletnamede özel yetki bulunup bulunmadığı incelenmelidir.

  • Zamanaşımı, hak düşürücü süre, faiz ve harç etkileri somut olaya göre ayrıca değerlendirilmelidir.

  • Bozma sonrası aşamada ise mahkemenin tahkikata ilişkin işlem yapıp yapmadığı ve bozma ile oluşan hukuki çerçevenin sınırları dikkatle analiz edilmelidir.

Sonuç

Tam ıslah, medeni usul hukukunda şekilcilik ile maddi gerçeğe ulaşma amacı arasında denge kuran son derece önemli bir kurumdur. Taraflara, özellikle davacıya, hatalı veya eksik kurulan dava kurgusunu aynı dosya içinde yeniden yapılandırma imkânı verir. Ancak bu imkân; süre, kapsam, bir defalık kullanım ve usul güvenceleri bakımından sıkı şartlara bağlıdır. Bu nedenle tam ıslah, basit bir dilekçe düzeltmesi olarak değil; dava stratejisini kökten etkileyen teknik ve sonuçları ağır bir usul işlemi olarak ele alınmalıdır. HMK m. 176-181 hükümleri ile 2020 sonrası değişiklikler ve Anayasa Mahkemesi kararları birlikte değerlendirildiğinde, tam ıslahın hem hak arama özgürlüğünü koruyan hem de usul ekonomisini gözeten dengeli bir kurum olduğu söylenebilir.

 

Makale bilgilendirme amaçlıdır. Hukuki destek için iletişime geçiniz.