Telefon
Telegram
WhatsApp
İnstagram

Şantaj Suçu (TCK m. 107) ve Yargıtay Uygulamaları

Hukuk alanındaki önemli makale, rapor ve bültenlere bu sayfadan ulaşabilirsiniz. Güncel yasal gelişmeleri ve uzman analizlerini inceleyin.

Şantaj Suçu (TCK m. 107) ve Yargıtay Uygulamaları

Şantaj Suçu (TCK m. 107) ve Yargıtay Uygulamaları

29 Görüntüleme 30 Ocak 2026, 10:12

 Şantaj Suçu (TCK m. 107) ve Yargıtay Uygulamaları

Giriş

Şantaj suçu, bireyin karar verme ve hareket etme hürriyetini hedef alan, failin belirli bir avantaj elde etmek amacıyla mağdurun üzerinde psikolojik bir tahakküm kurduğu çok boyutlu bir suç tipidir. Türk Ceza Kanunu’nun "Hürriyete Karşı Suçlar" bölümünde, 107. maddede düzenlenen bu suç, hem bireyin irade özgürlüğünü hem de kişisel onur ve saygınlığını koruma altına alır.


I. Suçun Maddi Unsurları ve Tipiklik

TCK 107. maddesi, şantaj suçunu iki farklı fıkrada, iki ayrı görünüm şekliyle düzenlemiştir:

1. Hak veya Yükümlülüğün Araç Olarak Kullanılması (TCK 107/1)

Bu fıkrada şantaj, failin yapmaya hakkı olan veya yükümlü olduğu bir şeyi yapacağından veya yapmayacağından bahisle mağduru zorlamasıdır. Buradaki paradoks, failin aslında hukuka uygun bir eylemi (örneğin suç duyurusunda bulunmak), hukuka aykırı bir amaca (haksız çıkar sağlamak) hizmet ettirmesidir.

  • Gerekçe Analizi: Madde gerekçesinde de vurgulandığı üzere, bir suçu ihbar etmek hem hak hem yükümlülüktür; ancak bu hakkın "para karşılığı ihbar etmeme" şeklinde bir pazarlık konusu yapılması, şantajın tipik örneğidir.

2. Şeref ve Saygınlığa Saldırı Tehdidi (TCK 107/2)

08.07.2005 değişikliğiyle maddeye eklenen bu fıkra, failin kendine veya başkasına yarar sağlamak maksadıyla, mağdurun şeref ve saygınlığına zarar verecek hususları açıklayacağı tehdidini kapsar.

  • İsnadın Niteliği: Yargıtay kararlarına göre, açıklanacağı söylenen hususların gerçek ya da yalan olması suçun oluşumunu etkilemez. Önemli olan, bu bilginin toplum nezdinde mağdurun itibarını sarsacak nitelikte olması ve herkes tarafından bilinmiyor olmasıdır.


II. Yargıtay Kararları Işığında Hukuki Sınırlar

1. "Yarar Sağlama" Amacı: Şantaj ve Tehdit Ayrımı

Şantajı, TCK 106'da düzenlenen "Tehdit" suçundan ayıran en temel kıstas "faydalanma" unsurudur.

  • Yargıtay 18. Ceza Dairesi (2019): Fail, "Görüntülerini internete koyacağım" diyerek mağduru sadece korkutuyorsa bu "Tehdit"tir. Ancak "Eğer bana para vermezsen / benimle görüşmezsen görüntülerini koyacağım" diyerek iradeyi bir şeye zorluyorsa bu "Şantaj"dır. Failin herhangi bir menfaat talebi yoksa, sırf öfke ile hareket ediyorsa şantaj suçu oluşmaz.

2. Suçların İçtiması: Özel Hayatın Gizliliği

Failin elindeki hassas verileri hem bir tehdit unsuru olarak kullanması hem de bu tehdit gerçekleşmeyince ifşa etmesi durumunda nasıl bir ceza tayin edilecektir?

  • Yargıtay 12. Ceza Dairesi (2015): Gerçek içtima kuralı gereği, failin hem Şantaj hem de Özel Hayatın Gizliliğini İhlal suçundan ayrı ayrı cezalandırılması gerekir. İfşa eylemi, şantajın doğal bir sonucu veya unsuru kabul edilemez; o, başlı başına yeni bir hukuki ihlaldir.

3. Teşebbüs ve Tamamlanma Anı

Şantaj, bir "tehlike suçu" niteliğindedir. Suçun tamamlanması için failin hedeflediği yarara (paraya, cinsel yakınlığa, bağışa vb.) kavuşması şart değildir.

  • İcra Hareketleri: Tehdit içerikli mesajın veya sözün mağdura ulaşmasıyla suç tamamlanır. Ancak Yargıtay, icra hareketlerinin bölünebildiği (örneğin mektubun yolda ele geçirilmesi) durumlarda teşebbüs hükümlerinin uygulanabileceğini kabul etmektedir.


III. İspat ve Delil Güvenliği

Yargıtay Ceza Genel Kurulu (2017) kararı, şantaj davalarında delil hukukuna dair kritik bir uyarı yapmaktadır:

Başka bir suç için alınan dinleme kararı sırasında tesadüfen elde edilen şantaj bulguları "yasak delil" niteliğinde olabilir (CMK 135/6'daki katalog suçlar arasında yer almadığı için). Ancak mağdur beyanları, tanık ifadeleri ve diğer yan delillerle suçun sübutu her zaman mümkündür.


Sonuç

Şantaj, hukuk sistemimizde sadece malvarlığına karşı bir saldırı değil, kişinin onurunu ve karar verme serbestisini koruyan setleri yıkan bir eylemdir. Yargıtay'ın güncel içtihatları, "haksız çıkar" kavramını geniş yorumlayarak (sadece maddi değil, cinsel veya manevi her türlü avantaj), mağdurların korunma alanını genişletmektedir. Bu suçla mücadelede, eylemin tehdit boyutunda kalıp kalmadığının ve failin saikinin titizlikle analiz edilmesi, adil bir yargılama için elzemdir.