Telefon
Telegram
WhatsApp
İnstagram

Kesinleşmeden İcraya Konulamayacak Mahkeme Kararları

Hukuk alanındaki önemli makale, rapor ve bültenlere bu sayfadan ulaşabilirsiniz. Güncel yasal gelişmeleri ve uzman analizlerini inceleyin.

Kesinleşmeden İcraya Konulamayacak Mahkeme Kararları

Kesinleşmeden İcraya Konulamayacak Mahkeme Kararları

7 Görüntüleme 06 Mart 2026, 14:49

Türk icra hukukunda temel kural, bir mahkeme kararının icra edilebilmesi için kesinleşmesinin zorunlu olmamasıdır. HMK m. 350 ve m. 367 uyarınca istinaf veya temyiz, kural olarak kararın icrasını durdurmaz; borçlu ancak gerekli şartlar varsa icranın geri bırakılması yoluna başvurabilir. Bununla birlikte kanun, bazı karar türleri bakımından bu genel kurala istisna getirmiş ve kararın icra edilebilmesi için kesinleşmesini zorunlu kılmıştır.

Bu istisnanın temel nedeni, bazı kararların uygulanmasının telafisi güç veya imkânsız sonuçlar doğurabilecek olmasıdır. Özellikle kişiler hukuku, aile hukuku ve taşınmaz mal ile ilgili ayni haklar bakımından kesinleşme şartı, mülkiyet hakkı, kişisel statü ve kamu düzeni bakımından bir güvence işlevi görür. HMK m. 367/2’de bu husus açıkça düzenlenmiştir.

1) Taşınmazın aynına ilişkin kararlar

Taşınmaz mülkiyetini veya taşınmaz üzerindeki ayni hakları doğrudan etkileyen kararlar kesinleşmeden icraya konulamaz. Tapu iptali ve tescil, önalım, irtifak, intifa, ipoteğin kaldırılması gibi kararlar bu kapsamdadır. Çünkü bu tür kararlar doğrudan tapu sicilinde değişiklik yaratır ve kesinleşmeden infaz edilmeleri halinde üçüncü kişiler yönünden de ciddi hak kayıpları doğabilir.

Buna karşılık, kira ilişkisine dayalı tahliye kararları taşınmazın aynına ilişkin sayılmaz. Bu nedenle tahliye ilamları, kural olarak kesinleşmeden icraya konulabilir. Ancak mülkiyet ihtilafı içeren bazı müdahalenin men’i kararlarında sonuç farklı olabilir; burada uyuşmazlığın gerçekten ayni hakka ilişkin olup olmadığı ayrıca değerlendirilmelidir.

2) Kişiler hukuku ve aile hukukuna ilişkin kararlar

Boşanma, evliliğin iptali, soybağının reddi, babalık, ad değişikliği, yaş tashihi, gaiplik, vesayet ve benzeri statü değişikliği doğuran kararlar kesinleşmeden yerine getirilemez. Bu tür hükümler yalnız taraflar arasındaki özel ilişkiyi değil, aynı zamanda nüfus kayıtlarını ve kamu düzenini etkiler. Bu nedenle şekli kesinlik kazanmadan infaz edilmeleri kabul edilmemiştir.

Boşanma kararının eki niteliğindeki maddi ve manevi tazminat kalemleri bakımından da, asıl hükmün kaderine bağlılık ilkesi gereği kesinleşme şartı aranır. Uygulamada en sık yapılan hatalardan biri, boşanma ilamındaki tazminat veya vekâlet ücretinin para alacağı olduğu düşüncesiyle hemen takibe konulmasıdır. Bu yaklaşım çoğu durumda isabetli değildir.

3) Nafaka kararları istisnadır

Aile hukukundaki genel kesinleşme şartının en önemli istisnası nafakadır. HMK m. 350/1 ve m. 367/1’de nafaka kararlarında icranın geri bırakılmasına karar verilemeyeceği açıkça belirtilmiştir. Bu nedenle tedbir nafakası gibi ara kararlar da, iştirak ve yoksulluk nafakası gibi hüküm altına alınmış nafakalar da kural olarak kesinleşmeden icra edilebilir.

Bu yüzden “boşanma kesinleşmeden nafaka da icra edilemez” şeklindeki genel ifade doğru değildir. Doğru ifade şudur: boşanmanın fer’i niteliğindeki tazminatlar için kesinleşme aranırken, nafaka için aranmaz.

4) Menfi tespit ve istirdat davaları

Menfi tespit davalarında kesinleşme meselesi, kararın sonucuna göre özel dikkat gerektirir. İİK m. 72 kapsamında özellikle menfi tespit davasının kabulü halinde icranın eski hâle getirilebilmesi için kararın kesinleşmesi önem taşır. Reddin sonuçları ve fer’ilerin takibi bakımından da uygulamada dikkatli olunmalı; bu başlıkta genelleme yapılmamalıdır.

5) Tespit davaları ve kira tespit kararları

Salt tespit hükmü içeren kararlar, doğrudan bir eda emri içermediğinden kural olarak ilamlı icraya konu olmaz. Kira tespit kararları da çoğu kez bu niteliktedir. Bu nedenle kira bedelinin belirlenmesine ilişkin ilam, tek başına doğrudan ilamlı icra konusu yapılamaz; kira farkı alacağı bakımından kesinleşme ve muacceliyet ayrıca değerlendirilir. Yargıtay uygulaması da kira tespit kararının kesinleşmesinden önce fark alacağının takibe konu edilmesine ihtiyatla yaklaşmaktadır.

6) İşe iade ve hizmet tespiti kararları

İşe iade kararlarında sistem, kararın kesinleşmesi sonrasında işçinin süresinde başvuru yapmasını esas alır. Bu nedenle işe iade hükümleri klasik para ilamları gibi değerlendirilmez. Hizmet tespit davalarında ise 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m. 4/2 gereği SGK, verilecek kararı ancak kesinleştikten sonra uygular. Bu nedenle hizmet tespitine ilişkin ilamların da kesinleşmeden infazı mümkün görülmez.

7) Ceza mahkemesi ilamları

5275 sayılı Kanun’un temel kuralına göre mahkûmiyet hükümleri kesinleşmedikçe infaz olunamaz. Bu nedenle ceza mahkemesi kararının fer’ileri olan yargılama gideri, vekâlet ücreti ve benzeri mali sonuçlar bakımından da kesinleşme şartı aranır. Ceza hükmü kesinleşmeden bu kalemlerin ilamlı takibe konu yapılması ciddi usul tartışması doğurur.

8) Yabancı mahkeme kararları ve tenfiz

Yabancı bir mahkeme kararı, Türkiye’de kendiliğinden icra edilebilir hale gelmez. Önce Türk mahkemesinden tenfiz kararı alınması gerekir. Ayrıca tenfiz kararı da kendi içinde kanun yollarına tabi olduğundan, icra bakımından kesinleşme boyutu ayrıca önem taşır. Dolayısıyla yabancı ilamın Türkiye’de cebri icraya konu olabilmesi için yalnız yabancı ülkede değil, Türk hukukunda da gerekli infaz koşullarını sağlaması gerekir.

9) Kesinleşmeden takip başlatılırsa ne olur?

Kanunen kesinleşmesi gereken bir ilamın bu şart gerçekleşmeden takibe konulması halinde, takip ciddi biçimde sakatlanır. Açıkça kesinleşme şartına tabi ilamlarda icra müdürünün bunu gözetmesi gerektiği yönünde güçlü içtihat bulunmaktadır. Buna rağmen takip başlatılmışsa borçlu, şikâyet yoluna başvurarak takibin iptalini isteyebilir.


Sonuç

Türk hukukunda genel kural, mahkeme kararlarının kesinleşmeden icra edilebilmesidir. Ancak kişiler hukuku, aile hukuku, taşınmazın aynına ilişkin hükümler, bazı tespit niteliğindeki kararlar, işe iade, hizmet tespiti, tenfiz ve ceza ilamlarının bazı sonuçları bakımından kesinleşme şartı aranır. Buna karşılık nafaka bu kuralın en önemli istisnasıdır ve kural olarak kesinleşmeden icraya konulabilir.

 

Makale bilgilendirme amaçlıdır. Hukuki destek için iletişime geçiniz.