Telefon
Telegram
WhatsApp
İnstagram

Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Suçu (TCK m.132)

Hukuk alanındaki önemli makale, rapor ve bültenlere bu sayfadan ulaşabilirsiniz. Güncel yasal gelişmeleri ve uzman analizlerini inceleyin.

Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Suçu (TCK m.132)

Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Suçu (TCK m.132)

5 Görüntüleme 28 Şubat 2026, 09:34

1. Genel Olarak

Haberleşme özgürlüğü ve haberleşmenin gizliliği, hem Anayasal koruma altında bulunan hem de ceza hukuku bakımından özel olarak güvence altına alınan temel haklardandır. Türk Ceza Kanunu’nun 132. maddesi, kişiler arasındaki haberleşmenin üçüncü kişilerce gizlice öğrenilmesini, kayda alınmasını veya içeriklerinin hukuka aykırı biçimde açıklanmasını yaptırıma bağlayarak bireyin özel iletişim alanını korumayı amaçlar. Maddenin koruduğu hukuki değer, genel olarak özel yaşama saygı hakkı; daha özel olarak ise bireyin haberleşme hürriyeti ve gizli iletişim alanıdır. Ceza Genel Kurulu da TCK 132’de üç ayrı görünüm bulunduğunu kabul etmektedir: (i) haberleşmenin gizliliğinin ihlali, (ii) haberleşme içeriklerinin hukuka aykırı ifşası, (iii) kişinin kendisiyle yapılan haberleşmeyi diğer tarafın rızası olmadan alenen ifşa etmesi.

2. Suçun Kanuni Düzenlemesi

TCK m.132’nin güncel metnine göre:

  • Birinci fıkra: Kişiler arasındaki haberleşmenin gizliliğini ihlal eden kişi cezalandırılır; ihlal haberleşme içeriklerinin kaydı suretiyle gerçekleşirse ceza artırılır.

  • İkinci fıkra: Kişiler arasındaki haberleşme içeriklerini hukuka aykırı olarak ifşa eden kişi cezalandırılır.

  • Üçüncü fıkra: Kişinin, kendisiyle yapılan haberleşmenin içeriğini, diğer tarafın rızası olmadan alenen ifşa etmesi ayrıca suç sayılır; basın ve yayın yoluyla yayımlanması hâlinde de aynı ceza uygulanır. Güncel ceza aralıkları Adalet Bakanlığı uzlaştırma listesinde 132/1 için 1–3 yıl, 132/2 için 2–5 yıl, 132/3 için 1–3 yıl olarak yer almaktadır.

3. Haberleşme Kavramı ve Suçun Konusu

Bu suç bakımından “haberleşme”, belirli veya belirlenebilir kişiler arasında, başkalarının bilmemesi gerektiği yönündeki haklı beklentiyle kurulan iletişimi ifade eder. Telefon görüşmeleri, elektronik posta, WhatsApp ve benzeri mesajlaşmalar, mektup, telgraf, faks gibi iletişim biçimleri buna dahildir. Ceza Genel Kurulu’na göre önemli olan, haberleşmenin belirli kişiler arasında ve gizli kalması gereken bir içerik taşımasıdır. Buna karşılık, yüz yüze yapılan ve haberleşme aracı kullanılmayan konuşmalar kural olarak TCK 132 kapsamında değil; şartlarına göre TCK 133 veya TCK 134 kapsamında değerlendirilir.

4. Suçun Üç Ayrı Görünümü

a) Haberleşmenin gizliliğini ihlal (TCK 132/1)

Bu fıkrada cezalandırılan fiil, başkalarına ait haberleşmenin gizli içeriğinin, haberleşmenin tarafı olmayan kişi tarafından hukuka aykırı biçimde öğrenilmesidir. Okuma, dinleme, teknik araçla takip etme, elektronik mesajları ele geçirme gibi fiiller bu kapsamda değerlendirilebilir. Eğer bu ihlal yalnızca öğrenme ile sınırlı kalmayıp kayda alma suretiyle işlenirse, bu durum daha ağır yaptırımı gerektiren nitelikli hâl oluşturur. Ceza Genel Kurulu da, haberleşme içeriklerinin kayda alınmasını birinci fıkranın nitelikli hâli olarak değerlendirmektedir.

b) Haberleşme içeriklerini hukuka aykırı ifşa (TCK 132/2)

İkinci fıkra, haberleşme içeriğinin bir şekilde öğrenildikten sonra üçüncü kişilere açıklanmasını cezalandırır. Burada içeriğin nasıl öğrenildiği tek başına belirleyici değildir; önemli olan, içeriğin hukuka aykırı biçimde başkalarına aktarılmasıdır. Ceza Genel Kurulu’na göre ifşa için mutlaka herkese açık bir ortam gerekmez; haberleşme içeriğinin bir kişiye dahi açıklanması ifşa sayılabilir. Bu yönüyle 132/2’de “aleniyet” şartı aranmaz. Nitekim Yargıtay 12. Ceza Dairesi, iki kişi arasındaki telefon konuşması kaydının mağdurun kız kardeşine dinletilmesini TCK 132/2 kapsamında değerlendirmiştir.

c) Kişinin kendisiyle yapılan haberleşmeyi alenen ifşa etmesi (TCK 132/3)

Üçüncü fıkranın özelliği şudur: Bu kez fail, haberleşmenin tarafıdır. Yani kişi, bizzat kendisine gönderilen veya kendisiyle yapılan iletişimin içeriğini, diğer tarafın rızası olmadan alenen açıklamaktadır. Burada suçun oluşması için, ikinci fıkradan farklı olarak, ifşanın aleni olması gerekir. Sosyal medyada paylaşım, geniş bir kitleye yayma, ilan etme veya basın-yayın yoluyla yayımlama tipik örneklerdir. Yargıtay uygulaması da, taraf olunan yazışma ya da konuşma içeriğinin sosyal medya üzerinden yayımlanmasını bu kapsamda değerlendirmektedir.

5. Fail ve Mağdur

TCK 132/1 ve 132/2 bakımından fail, kural olarak haberleşmenin tarafı olmayan üçüncü kişidir. Buna karşılık 132/3’te fail, doğrudan haberleşmenin tarafıdır. Mağdur ise haberleşmenin diğer tarafı veya taraflarıdır. Ceza Genel Kurulu, bu ayrımı açık şekilde ortaya koymuştur. Bu ayrım özellikle uygulamada şu nedenle önemlidir: Tarafı olunmayan haberleşmenin kaydı ile tarafı olunan görüşmenin kaydı veya ifşası farklı maddeler kapsamında değerlendirilebilir.

6. Tarafı Olunan Görüşmenin Kaydı Her Zaman TCK 132 Kapsamında mıdır?

Uygulamada en çok karıştırılan meselelerden biri budur. Yargıtay’ın istikrar kazanmış yaklaşımına göre, kişinin kendisiyle yapılan haberleşmeyi kaydetmesi, tek başına TCK 132 kapsamında suç olarak düzenlenmemiştir. Ancak böyle bir kayıt, içeriğin niteliğine göre özel hayatın gizliliğini ihlal suçu (TCK 134) oluşturabilir. Özellikle özel hayat, cinsel mahremiyet veya çok özel kişisel alanı ilgilendiren telefon konuşmalarının tarafça kayda alınması, Yargıtay tarafından TCK 134 kapsamında değerlendirilmiştir.

7. TCK 132, TCK 133 ve TCK 134 Arasındaki Ayrım

Bu suçun doğru nitelendirilmesi için üç madde arasındaki sınırın iyi çizilmesi gerekir:

  • TCK 132: Haberleşme aracıyla yapılan iletişimlerin gizliliğinin ihlaliyle ilgilidir.

  • TCK 133: Aleni olmayan, fakat haberleşme vasıtası kullanılmadan yapılan kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi veya kayda alınmasını düzenler.

  • TCK 134: Özel hayatın gizliliğini korur; tarafı olunan konuşmanın özel hayat alanına ilişkin olması hâlinde çoğu kez bu madde gündeme gelir. Ceza Genel Kurulu ve 12. Ceza Dairesi kararları, özellikle yüz yüze konuşmalar ile haberleşme araçları üzerinden yapılan iletişimler arasında bu ayrımı açıkça vurgulamaktadır.

8. Hukuka Uygunluk, Rıza ve Haksızlık Yanılgısı

Haberleşmenin gizliliğini ihlal suçlarında en kritik tartışma alanlarından biri hukuka uygunluk nedenleri ve özellikle ilgili kişinin rızasıdır. Ceza Genel Kurulu’na göre 132/1 ve 132/2 bakımından hukuka uygun bir rızadan söz edilebilmesi için, haberleşmenin tarafı olan her iki kişinin de rızası aranır. Tek taraflı rıza kural olarak yeterli değildir. Öte yandan bazı olaylarda Yargıtay, aile birliğini koruma, kendisine yönelen haksız saldırıyı ispatlama veya ani gelişen bir olayda başka türlü delil elde etme imkânının bulunmaması gibi durumlarda, failin hukuka aykırı hareket ettiği bilinciyle hareket etmediği sonucuna ulaşabilmektedir. Bu yaklaşım özellikle boşanma veya aile içi uyuşmazlık dosyalarında karşımıza çıkmaktadır; ancak bu alan son derece olay bazlıdır ve otomatik bir beraat sebebi olarak görülmemelidir.

9. Aile İçi Uyuşmazlıklarda Delil Elde Etme Sorunu

Yargıtay kararlarında, eşlerden birinin, sadakat yükümlülüğüne aykırı davranışları ya da aile birliğine yönelen ciddi bir saldırıyı ispatlamak amacıyla, başka türlü delil elde etme imkânı bulunmayan ani ve zorunlu durumlarda yaptığı kayıtların her somut olayda suç sayılmayabileceği görülmektedir. Özellikle boşanma davalarına delil sunma bağlamında verilen bazı beraat kararlarında, sanığın hukuka aykırı hareket ettiği bilinciyle davranmadığı kabul edilmiştir. Ancak bu sonuç, her eşin diğerinin telefonunu, mesajlarını ya da hesabını serbestçe denetleyebileceği anlamına gelmez. Ceza Genel Kurulu açık biçimde, eşlerin de birbirlerinin haberleşme gizliliğine saygı duymakla yükümlü olduğunu belirtmektedir.

10. Şikâyet, Uzlaştırma ve Usulî Rejim

TCK 139’a göre, kişisel verilerin kaydedilmesi, verilerin hukuka aykırı verilmesi/ele geçirilmesi ve verileri yok etmeme suçları hariç olmak üzere, bu bölümdeki suçların soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlıdır. Bu nedenle TCK 132 kapsamındaki suçlarda mağdurun şikâyeti gerekir. Güncel Adalet Bakanlığı uzlaştırma listesinde de TCK 132/1, 132/2 ve 132/3’ün tamamı uzlaştırma kapsamında gösterilmiştir. Dolayısıyla eski kaynaklarda veya daha eski karar özetlerinde rastlanan “uzlaştırmaya tabi değildir” bilgisi artık güncel uygulamayı yansıtmamaktadır.

11. İspat ve Delil Değerlendirmesi

Bu suçlarda ispat, çoğu zaman teknik deliller ile sağlanır: telefon ve mesaj kayıtları, sosyal medya ekran görüntüleri, cihaz incelemeleri, IP/log verileri, e-posta servis sağlayıcılarından gelen cevaplar, dijital materyal incelemeleri ve bilirkişi raporları önem taşır. Ancak sadece teknik veriler değil, ifşanın kimlere yapıldığı, hangi amaçla kullanıldığı, paylaşımın ne ölçüde yayıldığı ve içeriğin özel hayat ya da haberleşme niteliği taşıyıp taşımadığı da değerlendirmede belirleyici olur. Bu nedenle TCK 132 dosyaları, maddi vakıa ile doğru suç vasfının birlikte kurulmasını gerektiren teknik dosyalardır.

Sonuç

Haberleşmenin gizliliğini ihlal suçu, kişilerin kapalı iletişim alanını koruyan temel suç tiplerinden biridir. TCK 132; yalnızca başkasının mesajını, e-postasını veya telefon konuşmasını gizlice öğrenmeyi değil; haberleşme içeriklerini kaydetmeyi, başkalarına açıklamayı ve taraf olunan iletişimi alenen ifşa etmeyi de yaptırım altına almaktadır. Ancak uygulamada en önemli mesele, somut olayın TCK 132 mi, TCK 133 mü, yoksa TCK 134 mü kapsamında kaldığını doğru tespit etmektir. Özellikle taraf olunan görüşmenin kaydı, özel hayat içeriği taşıyan konuşmalar, aile içi uyuşmazlıklar ve mahkemeye delil sunma hâlleri, çok dikkatli vasıflandırma gerektirir. Bu nedenle TCK 132 bakımından sağlıklı hukuki değerlendirme, yalnızca madde metniyle değil; Ceza Genel Kurulu ve Yargıtay’ın ayrım kriterleriyle birlikte yapılmalıdır.

 

Makale bilgilendirme amaçlıdır. Hukuki destek için iletişime geçiniz.