Çocuk Teslimi ve Çocukla Kişisel İlişki Kurulması Nasıl Yapılır?
Boşanma davalarında en hassas konulardan biri, müşterek çocukla kişisel ilişki kurulmasıdır. Boşanma kararıyla çocuğun velayeti taraflardan birine verilebilir; ancak velayet kendisine verilmeyen anne veya babanın çocukla görüşme hakkı tamamen ortadan kalkmaz. Aksine, çocuk ile anne veya baba arasındaki bağın korunması, hem ebeveyn hem de çocuk açısından son derece önemlidir.
Uygulamada en sık karşılaşılan sorunlardan biri şudur: Mahkeme kararında çocukla görüşme günleri açıkça belirlenmiş olmasına rağmen, velayet sahibi taraf çocuğu diğer ebeveyne göstermemektedir. Bu durum sadece hukuki bir sorun değildir; aynı zamanda çocuğun ruhsal gelişimini, aidiyet duygusunu ve anne-baba ilişkisini doğrudan etkileyen ciddi bir aile hukuku problemidir.
Bu nedenle Türk hukukunda çocuk teslimi ve çocukla kişisel ilişki kurulması konusunda önemli değişiklikler yapılmıştır. Özellikle 7343 sayılı Kanun sonrası çocuk teslimi işlemleri artık icra daireleri eliyle değil, Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlükleri aracılığıyla yürütülmektedir. Adalet Bakanlığı’nın açıklamasına göre çocuk teslimi veya çocukla kişisel ilişki kurulmasına ilişkin aile mahkemesi ilam ve tedbir kararları, çocuğun üstün yararı esas alınarak çocuk görüşme merkezlerinde ADM tarafından yerine getirilmeye başlanmıştır.
Eski Sistem Nasıldı?
Geçmişte çocuk teslimi, icra daireleri aracılığıyla yapılmaktaydı. Bu sistemde çocuk teslimi, çoğu zaman icra memuru, kolluk ve uzman eşliğinde gerçekleştiriliyor; süreç hem masraflı hem de çocuk açısından yıpratıcı olabiliyordu.
Çocuğun bir icra dosyasının konusu gibi görülmesi, aile hukukunun ve çocuğun üstün yararı ilkesinin ruhuna uygun değildi. Bu nedenle yeni sistemle birlikte çocuk teslimi icra sisteminden çıkarılmış, daha insani ve çocuk merkezli bir usul benimsenmiştir.
Yeni Sistem: Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlüğü
7343 sayılı Kanun sonrası çocuk teslimi ve çocukla kişisel ilişki kurulmasına ilişkin işlemler, Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlükleri tarafından yürütülmektedir. ADM bulunmayan yerlerde ise bu görev, Adalet Bakanlığı tarafından belirlenen hukuk mahkemeleri yazı işleri müdürlükleri tarafından yerine getirilmektedir.
Bu yeni sistemin amacı, çocuğu taraflar arasındaki çekişmenin merkezinden çıkarmak ve teslim işlemini daha güvenli, sakin ve uzman destekli bir ortamda gerçekleştirmektir. Bu nedenle işlemler mümkün olduğunca çocuk görüşme merkezlerinde ve uzman personel desteğiyle yapılır.
Çocuğunu Göremeyen Anne veya Baba Ne Yapmalıdır?
Mahkeme kararına rağmen çocuğunu göremeyen anne veya baba, öncelikle elindeki mahkeme kararına dayanarak Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlüğüne başvurmalıdır.
Bu başvuru için genellikle şu belgeler gerekir:
Mahkeme kararı veya ara karar, kişisel ilişki günlerini gösteren ilam, başvuran ebeveynin kimlik ve iletişim bilgileri, diğer ebeveynin adres ve iletişim bilgileri, varsa çocuğun gösterilmediğine dair mesajlar, tutanaklar veya deliller.
Başvuruda açık şekilde, mahkeme kararına rağmen çocuğun gösterilmediği, kişisel ilişkinin engellendiği ve çocukla görüşme kararının uygulanmasının talep edildiği belirtilmelidir.
Teslim Emri Nedir?
ADM başvuruyu aldıktan sonra öncelikle yükümlü ebeveynle iletişime geçer. Yani çocuğu teslim etmesi gereken anne veya babaya, mahkeme kararına uyması gerektiği hatırlatılır.
Eğer yükümlü taraf çocukla kişisel ilişki kurulmasına engel olmaya devam ederse veya çocuğu belirlenen gün ve saatte getirmezse, müdürlük tarafından teslim emri düzenlenir.
Teslim emrinde yükümlü tarafa mahkeme kararına uyması gerektiği, çocuğu belirlenen teslim yerine getirmesi gerektiği ve aksi halde hakkında yasal yaptırım uygulanabileceği bildirilir.
Bu aşama son derece önemlidir. Çünkü ileride disiplin hapsi talep edilebilmesi için çoğu durumda teslim emrinin usulüne uygun şekilde tebliğ edilmiş olması gerekir. Gönderdiğiniz metinde de vurgulandığı üzere, teslim emrinin tebliğinden sonra yapılan ihlaller artık daha güçlü şekilde yaptırıma bağlanabilir.
Çocuk Görüşme Merkezleri Nedir?
Çocuk görüşme merkezleri, çocuk teslimi ve çocukla kişisel ilişki işlemlerinin daha sağlıklı yürütülmesi için oluşturulan özel alanlardır. Bu merkezlerde çocuk, taraflar arasındaki gerginliğe doğrudan maruz bırakılmadan, daha güvenli ve kontrollü bir ortamda diğer ebeveynle görüştürülür.
Bu sistemin en önemli faydası, çocuğun anne ve babası arasındaki çatışmanın ortasında bırakılmamasıdır. Tarafların yüz yüze gelmesi sakıncalıysa, teslim saatleri buna göre düzenlenebilir. Uzmanlar süreci gözlemler, gerektiğinde tutanak düzenler ve çocuğun üstün yararına göre hareket eder.
Çocuk “Gitmek İstemiyorum” Derse Ne Olur?
Uygulamada velayet sahibi tarafın en sık kullandığı savunmalardan biri şudur: “Çocuk gitmek istemiyor.”
Elbette çocuğun duygu ve düşünceleri önemlidir. Ancak burada mahkeme ve uzmanlar şunu araştırır: Çocuk gerçekten kendi iradesiyle mi gitmek istemiyor, yoksa velayet sahibi ebeveyn tarafından yönlendiriliyor mu?
Eğer çocuk diğer ebeveyne karşı sistematik olarak olumsuz telkin altında bırakılmışsa, diğer ebeveynden uzaklaştırılmışsa veya çocukta ebeveyn yabancılaşması oluşmuşsa, bu durum velayet sahibi taraf aleyhine ciddi sonuçlar doğurabilir.
Bu nedenle “çocuk istemiyor” savunması tek başına yeterli değildir. Uzmanlar çocuğun yaşını, gelişim düzeyini, beyanlarının doğallığını, tarafların tutumunu ve daha önceki görüşme geçmişini değerlendirir.
Çocuğu Göstermeyen Tarafa Disiplin Hapsi Verilebilir mi?
Evet. Mahkeme kararına rağmen çocuğu göstermeyen, kişisel ilişki kurulmasını engelleyen veya teslim emrine uymayan taraf hakkında disiplin hapsi uygulanabilir.
Disiplin hapsi, klasik anlamda bir ceza mahkûmiyeti değildir. Buradaki amaç, yükümlü tarafı mahkeme kararına uymaya zorlamaktır.
Gönderdiğiniz metinde de belirtildiği üzere, çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair karara aykırı davranılması halinde 3 günden 10 güne kadar disiplin hapsi, çocuk teslimine muhalefet gibi daha ağır durumlarda ise daha uzun süreli disiplin hapsi gündeme gelebilir.
Ancak burada çok önemli bir süre vardır: İhlal öğrenildikten sonra yasal süresi içinde aile mahkemesine başvurulmalıdır. Aksi halde disiplin hapsi talebi süre yönünden reddedilebilir.
Şikâyet Nereye Yapılır?
Çocuğun gösterilmemesi halinde yapılacak şikâyet, işlemi yapan müdürlüğün bağlı olduğu Aile Mahkemesine yapılır. Aile Mahkemesi bulunmayan yerlerde bu görev Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından aile mahkemesi sıfatıyla yerine getirilebilir.
Şikâyet dilekçesinde şu hususlar açıkça yazılmalıdır:
Mahkeme kararında kişisel ilişki günlerinin nasıl belirlendiği, ADM’ye başvuru yapıldığı, teslim emrinin tebliğ edildiği, buna rağmen çocuğun getirilmediği, ihlalin hangi tarihte gerçekleştiği, bu durumun tutanakla sabit olduğu ve yükümlü taraf hakkında disiplin hapsi uygulanması gerektiği.
ADM Tutanakları Neden Önemlidir?
Çocuğun teslim edilmediği, görüşmenin engellendiği veya yükümlü tarafın iş birliğinden kaçındığı durumlar ADM tarafından tutanak altına alınır. Bu tutanaklar ileride açılacak davalarda çok önemli delil niteliği taşır.
Özellikle velayetin değiştirilmesi davası düşünülüyorsa, bu tutanaklar dosyanın en güçlü delillerinden biri haline gelir. Çünkü artık kişisel ilişkinin engellendiği sadece tarafın soyut iddiası olmaktan çıkar; resmi kurum tarafından kayıt altına alınmış olur.
Çocuğu Göstermemek Velayetin Değiştirilmesine Sebep Olur mu?
Evet, sistematik şekilde çocuğu göstermemek velayetin değiştirilmesine sebep olabilir.
Velayet hakkı, çocuğu diğer ebeveynden uzaklaştırma hakkı değildir. Velayet sahibi anne veya baba, çocuğun diğer ebeveynle sağlıklı ilişki kurmasını engelliyorsa, bu durum velayet hakkının kötüye kullanılması anlamına gelebilir.
Yargı uygulamasında, çocuğun diğer ebeveynle kişisel ilişkisinin sürekli engellenmesi, çocuğun ruhsal ve sosyal gelişimine zarar veren ciddi bir davranış olarak kabul edilmektedir. Böyle bir durumda, velayetin değiştirilmesi davası açılabilir.
Ancak burada tek seferlik bir aksaklık ile sistematik engelleme birbirinden ayrılmalıdır. Velayetin değiştirilmesi için genellikle süreklilik gösteren, bilinçli ve çocuğun üstün yararına aykırı bir engelleme davranışı aranır.
Velayetin Değiştirilmesi Davasında Hangi Deliller Kullanılabilir?
Çocuğunu göremeyen ebeveyn, ileride velayetin değiştirilmesi davası açmayı düşünüyorsa delillerini düzenli şekilde toplamalıdır.
Bu deliller şunlar olabilir:
ADM başvuru evrakları, teslim emri, çocuğun getirilmediğine dair tutanaklar, mesaj kayıtları, arama kayıtları, tanık beyanları, okul veya rehberlik kayıtları, sosyal inceleme raporu, uzman değerlendirmeleri ve varsa disiplin hapsi kararları.
Özellikle birkaç kez tekrarlanan ADM tutanağı, yükümlü tarafın mahkeme kararına uymadığını göstermek açısından oldukça değerlidir.
Anlaşmalı Boşanma Protokolüne Rağmen Çocuk Gösterilmiyorsa Ne Yapılır?
Anlaşmalı boşanma protokolünde çocukla kişisel ilişki günleri belirlenmişse ve mahkeme bu protokolü onaylamışsa, artık bu düzenleme taraflar için bağlayıcıdır.
Velayet sahibi taraf, “sonradan fikrim değişti” veya “çocuk istemiyor” diyerek mahkeme kararını tek taraflı şekilde uygulamamazlık yapamaz.
Bu durumda çocuğunu göremeyen tarafın izlemesi gereken yol şudur:
Önce ADM’ye başvuru yapılmalı, kişisel ilişki kararının uygulanması istenmeli, teslim emri süreci işletilmeli, ihlal halinde aile mahkemesinden disiplin hapsi talep edilmeli, engelleme devam ederse velayetin değiştirilmesi davası açılması değerlendirilmelidir.
Başvuru Ücretli midir?
Yeni sistemin en önemli avantajlarından biri, çocuk teslimi ve kişisel ilişki işlemlerinin icra dairesi masraflarından arındırılmış olmasıdır. Gönderdiğiniz metinde de belirtildiği üzere, bu süreçte eski sistemdeki gibi her teslim için icra masrafı, yolluk veya benzeri giderlerle karşılaşılması amaçlanmamaktadır; süreç Adalet Bakanlığı bünyesinde yürütülmektedir.
Bu yönüyle yeni sistem, çocuğunu görmek isteyen anne veya baba açısından daha erişilebilir bir yol getirmiştir.
Uygulamada Dikkat Edilmesi Gerekenler
Çocuk teslimi ve kişisel ilişki sürecinde en büyük hata, mahkeme kararına rağmen hiçbir resmi başvuru yapmadan sadece mesajlaşmalarla süreci yürütmeye çalışmaktır.
Çocuğun gösterilmediği her durumda resmi başvuru yapılmalı, ihlal belgelenmeli ve tutanak altına alınmalıdır. Çünkü ileride disiplin hapsi veya velayetin değiştirilmesi talep edilecekse, mahkeme somut delil görmek isteyecektir.
Ayrıca başvuru dilekçelerinde duygusal anlatımdan ziyade, somut tarih, mahkeme kararı, görüşme günü, engelleme davranışı ve talep açıkça belirtilmelidir.
Sonuç
Çocuk teslimi ve çocukla kişisel ilişki kurulması, yalnızca anne veya babanın hakkı değildir; aynı zamanda çocuğun da hakkıdır. Çocuk, anne ve babası boşanmış olsa bile her iki ebeveyniyle sağlıklı ilişki kurma hakkına sahiptir.
7343 sayılı Kanun sonrası getirilen yeni sistemle çocuk teslimi icra dairelerinden çıkarılmış, Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlükleri eliyle daha çocuk odaklı bir yapıya kavuşturulmuştur. Adalet Bakanlığı da bu sürece ilişkin rehber ve bilgilendirme içeriklerini resmi sitesinde yayımlamaktadır.
Mahkeme kararına rağmen çocuğun gösterilmemesi halinde, hak sahibi ebeveyn çaresiz değildir. ADM’ye başvuru yapılabilir, teslim emri düzenlenmesi istenebilir, ihlal halinde aile mahkemesinden disiplin hapsi talep edilebilir ve sistematik engelleme varsa velayetin değiştirilmesi davası açılabilir.
Bu nedenle çocuğunu göremeyen anne veya baba, süreci duygusal tepkiyle değil, doğru hukuki adımlarla yürütmelidir. Her ihlal kayıt altına alınmalı, resmi başvurular zamanında yapılmalı ve çocuğun üstün yararı merkeze alınarak hareket edilmelidir.
Makale bilgilendirme amaçlıdır. Hukuki destek için ilteişime geçiniz.

