Telefon
Telegram
WhatsApp
İnstagram

Ceza Yargılaması Sonucunda Hükmedilen Vekâlet Ücretinin İlamlı İcraya Konulması

Hukuk alanındaki önemli makale, rapor ve bültenlere bu sayfadan ulaşabilirsiniz. Güncel yasal gelişmeleri ve uzman analizlerini inceleyin.

Ceza Yargılaması Sonucunda Hükmedilen Vekâlet Ücretinin İlamlı İcraya Konulması

Ceza Yargılaması Sonucunda Hükmedilen Vekâlet Ücretinin İlamlı İcraya Konulması

7 Görüntüleme 06 Mart 2026, 14:52

Türk hukukunda genel kural, bir mahkeme kararına karşı istinaf veya temyiz yoluna başvurulmuş olmasının kararın icrasını kendiliğinden durdurmamasıdır. HMK m. 350 ve m. 367 uyarınca kararlar kural olarak kesinleşmeden de icraya konulabilir; borçlu, şartları varsa icranın geri bırakılması yoluna başvurur. Ancak kanun koyucu bazı karar türlerinde, kararın uygulanmasının geri dönüşü güç zararlar doğurabileceğini kabul ederek kesinleşmeyi infaz şartı hâline getirmiştir.

Ceza mahkemesi kararları bu istisnai alanlardan biridir. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 4. maddesi, “mahkûmiyet hükümleri kesinleşmedikçe infaz olunamaz” demektedir. Bu nedenle ceza yargılamasında sanık aleyhine verilen mahkûmiyet hükmü ile buna bağlı adli para cezası, yargılama gideri ve katılan lehine hükmedilen vekâlet ücreti, asıl hüküm kesinleşmeden infaz kabiliyeti kazanmaz.

Burada belirleyici ilke, fer’ilik ilkesidir. Mahkûmiyet ilamındaki vekâlet ücreti ve yargılama gideri, bağımsız bir alacak kalemi değil; asıl ceza hükmünün eklentisidir. Bu sebeple asıl hüküm kesinleşmeden, buna bağlı vekâlet ücretinin ilamlı icra takibine konu edilmesi hukuken sakattır. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 2019/7924 E., 2020/3607 K. sayılı kararı da bu çizgiyi desteklemektedir.

Buna karşılık, beraat kararı üzerine sanık lehine hükmedilen vekâlet ücreti bakımından daha dikkatli konuşmak gerekir. Çünkü burada artık sanık aleyhine infaz edilen bir “mahkûmiyet hükmü” değil; beraat eden kişinin lehine doğmuş bir parasal hak söz konusudur. Kamu Denetçiliği Kurumu’nun 13.08.2024 tarihli tavsiye kararında, beraat üzerine hükmedilen vekâlet ücretinin tahsili için kararın kesinleşmesinin aranmasının isabetli olmadığı yönünde değerlendirme yapılmıştır. Ancak bunun şu aşamada herkes için bağlayıcı, tartışmasız bir yüksek mahkeme içtihadı olduğu söylenemez. Bu nedenle uygulamada beraat vekâlet ücretlerinin kesinleşmeden takibe konulabildiği örnekler bulunsa da, bu alanın hâlen tartışmalı olduğunu kabul etmek daha isabetlidir.

Kesinleşmeden icraya konulamayacak bir ceza ilamına dayanılarak ilamlı takip başlatıldığında, borçlunun başvuracağı yol itiraz değil, şikâyettir. Çünkü ilamlı icrada artık ortada bir mahkeme kararı vardır; borca itirazla takip durdurulamaz. Bu durumda İİK m. 16 kapsamında icra mahkemesine başvurularak, dayanak ilamın kesinleşmeden takibe konulduğu ileri sürülür. HGK’ya göre böyle bir şikâyet, ilama aykırılık niteliğindedir ve takip iptal edilmelidir.

Bu noktada önemli bir usul ayrımı vardır. Eğer takip, mahkûmiyet hükmüne bağlı vekâlet ücretine dayanıyorsa ve karar henüz kesinleşmemişse, doğru yol şikâyet yoluyla takibin iptalidir. Buna karşılık karar türü kesinleşmeden icraya elverişli ise, bu kez borçlunun takibi durdurmak için başvuracağı mekanizma İİK m. 36 anlamında icranın geri bırakılmasıdır. Başka bir ifadeyle, kesinleşme zorunluluğu bulunan ilamlarda çözüm “tehiri icra” değil; doğrudan şikâyettir. HMK m. 350 ve m. 367’nin sistemi de bunu göstermektedir.

İcra müdürünün rolü de burada önemlidir. HGK’nın 2020 tarihli kararında, açıkça kesinleşmeden icraya konulamayacak bir ilam söz konusu ise icra müdürünün kanun hükmünü re’sen gözeterek takip talebini reddetmesi gerektiği kabul edilmiştir. Buna rağmen takip açılmışsa, borçlu icra mahkemesine başvurup takibin iptalini isteyebilir.

Şikâyetin süresi bakımından da ayrı bir özellik vardır. İİK m. 16’da genel olarak yedi günlük süre öngörülmekle birlikte, kesinleşmeden icraya konulamayacak bir ilamın takibe konulması kamu düzeniyle ilgili kabul edildiğinden, bu hususta süresiz şikâyet yaklaşımı benimsenmektedir. Dolayısıyla borçlu, takip ilerlemiş olsa hatta haciz aşamasına geçilmiş bulunsa bile, bu aykırılığı ileri sürerek takibin iptalini talep edebilir.

Faiz bakımından da dikkatli olunmalıdır. Mahkûmiyet hükmüne bağlı ve kesinleşmeden infazı mümkün olmayan vekâlet ücreti kalemlerinde, alacağın muacceliyet ve infaz kabiliyeti kesinleşmeyle bağlantılıdır. Bu nedenle yanlış faiz başlangıcı da ayrıca şikâyet konusu yapılabilir. Bu başlık uygulamada çoğu zaman gözden kaçmaktadır.

Sonuç

Ceza yargılamasında hükmedilen vekâlet ücretinin ilamlı icraya konulup konulamayacağı, öncelikle dayanak hükmün niteliğine göre değerlendirilmelidir. Mahkûmiyet hükmüne bağlı vekâlet ücreti ve yargılama giderleri, asıl hüküm kesinleşmeden icraya konulamaz. Buna rağmen takip başlatılmışsa borçlunun başvuracağı yol, İİK m. 16 uyarınca şikâyet olup, talep takibin iptalidir. Bu aykırılık kamu düzeniyle ilişkili görüldüğünden, şikâyetin süresiz olduğu kabul edilmektedir.

Beraat üzerine hükmedilen vekâlet ücreti bakımından ise son dönemde kesinleşme şartını aramayan bir yaklaşım güç kazanmıştır; özellikle Kamu Denetçiliği Kurumu bu yönde tavsiye kararı vermiştir. Ancak bu alanın tamamen tartışmasız hâle geldiği söylenemeyeceğinden, uygulamada dosya bazlı değerlendirme yapılması ve takibe başlamadan önce güncel içtihat denetimi yapılması isabetli olacaktır.

 

Makale bilgilendirme amaçlıdır. Hukuki destek için iletişime geçiniz.