Telefon
Telegram
WhatsApp
İnstagram

BOŞANMA SONRASI KİŞİSEL İLİŞKİ TESİSİ YÜKÜMLÜLÜKLERİNE AYKIRILIK

Hukuk alanındaki önemli makale, rapor ve bültenlere bu sayfadan ulaşabilirsiniz. Güncel yasal gelişmeleri ve uzman analizlerini inceleyin.

BOŞANMA SONRASI KİŞİSEL İLİŞKİ TESİSİ YÜKÜMLÜLÜKLERİNE AYKIRILIK

BOŞANMA SONRASI KİŞİSEL İLİŞKİ TESİSİ YÜKÜMLÜLÜKLERİNE AYKIRILIK

4 Görüntüleme 13 Nisan 2026, 15:45

BOŞANMA SONRASI KİŞİSEL İLİŞKİ TESİSİ YÜKÜMLÜLÜKLERİNE AYKIRILIK

Boşanma kararından sonra taraflar arasındaki en hassas konulardan biri, çocukla kişisel ilişki kurulması meselesidir. Özellikle anlaşmalı boşanmalarda, taraflar çoğu zaman çocukla görüşme gün ve saatlerini protokolle belirlemektedir. Ancak uygulamada sıkça karşılaşılan sorunlardan biri, çocuğun velayetini elinde bulunduran tarafın, mahkeme kararıyla düzenlenmiş görüşme hakkına rağmen çocuğu diğer ebeveyne göstermemesi veya sürekli engel çıkarmasıdır.

Bu durumda birçok kişi hâlâ eski uygulamadaki gibi icra dairesine başvurulacağını düşünmektedir. Oysa artık çocuk teslimi ve çocukla kişisel ilişki kurulmasına ilişkin kararların yerine getirilmesi, icra müdürlükleri üzerinden değil, Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlükleri aracılığıyla yürütülmektedir. Bu değişiklik, çocuğun üstün yararını daha fazla korumayı amaçlayan önemli bir sistem değişikliğidir.

1. Çocukla Kişisel İlişki Hakkı Nedir?

Türk Medeni Kanunu’na göre, velayet kendisine verilmeyen anne veya baba, çocukla uygun kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkına sahiptir. Bu hak sadece ebeveynin kişisel hakkı değildir; aynı zamanda çocuğun da anne veya babasıyla düzenli ilişki kurma hakkının bir parçasıdır. Bu nedenle mahkemeler, kişisel ilişki meselesini yalnızca anne-baba arasındaki çekişme olarak değil, doğrudan çocuğun üstün yararı kapsamında değerlendirir.

Boşanma kararında veya onaylanan anlaşmalı boşanma protokolünde çocukla hangi günlerde, ne şekilde ve ne kadar süreyle görüşüleceği açıkça belirlenmişse, bu artık bağlayıcı bir mahkeme hükmüdür. Taraflardan biri bu karara uymak zorundadır. Keyfi biçimde “çocuğu göstermiyorum”, “istemiyorum”, “çocuk gelmek istemiyor” gibi tek taraflı beyanlarla bu hakkın ortadan kaldırılması mümkün değildir.

2. Çocuğu Göstermeyen Eşe Karşı İlk Başvuru Nereye Yapılır?

Güncel hukuk düzenine göre, çocuk teslimi ve çocukla kişisel ilişki kurulmasına ilişkin ilamların yerine getirilmesi için doğrudan Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlüğüne başvuru yapılır. Eski dönemde uygulanan icra dairesi yolu kaldırılmıştır.

Hak sahibi ebeveyn veya vekili, elinde kesinleşmiş mahkeme kararı ya da kişisel ilişki düzenlemesini içeren ilam niteliğinde belge ile birlikte bu müdürlüğe başvurur. Müdürlük, süreci çocuk görüşme merkezi üzerinden planlar ve çocuğun, kararda belirtilen zamanda görüşmeye hazır edilmesini sağlar. Böylece çocuğun, klasik cebri icra ortamı yerine daha koruyucu ve çocuk dostu bir sistem içinde diğer ebeveyniyle buluşturulması amaçlanır.

3. Yükümlü Eş Çocuğu Getirmezse Ne Olur?

Velayet sahibi veya çocuğu yanında bulunduran taraf, müdürlüğün belirlediği gün ve saatte çocuğu getirmezse süreç burada bitmez. Bu durumda müdürlük tarafından “teslim emri” düzenlenir. Bu emir, yükümlü tarafa açıkça çocuğu belirtilen gün ve saatte hazır etme zorunluluğunu bildirir.

Buna rağmen yükümlülük yerine getirilmezse, kolluk desteğiyle zorla yerine getirme mekanizması devreye girebilir. Ayrıca kanun, bu yükümlülüğe rağmen çocuğu teslim etmeyen ya da kişisel ilişki kurulmasını engelleyen kişi hakkında disiplin hapsi yaptırımını da öngörmektedir. Şikâyet üzerine aile mahkemesi tarafından bir aya kadar ya da somut durumun niteliğine göre üç aya kadar disiplin hapsi uygulanabilmesi mümkündür. Bu yaptırımın amacı, ebeveynler arası husumeti cezalandırmak değil; mahkeme kararının etkili biçimde uygulanmasını sağlamaktır.

4. Sadece Adli Destek Başvurusu Yeterli midir?

Her zaman yeterli olmayabilir. Özellikle çocuğu göstermeme durumu süreklilik kazanmışsa, sistematik engelleme varsa ya da çocuk diğer ebeveynden bilinçli şekilde uzaklaştırılıyorsa, aile mahkemesinde ayrıca dava açılması gerekebilir.

Bu noktada iki temel dava gündeme gelir:

İlki, çocukla kişisel ilişkinin yeniden düzenlenmesi veya uygulanmasının güvence altına alınmasına yönelik dava yoludur.
İkincisi ise, daha ağır ihlallerde velayetin değiştirilmesi davasıdır.

Eğer velayet sahibi ebeveyn, mahkeme kararına sürekli aykırı davranıyor, çocuğu diğer ebeveyne göstermiyor, çocuk üzerinde baskı kuruyor veya çocuğun diğer ebeveyniyle bağını koparmaya çalışıyorsa, bu durum velayet hakkının kötüye kullanılması olarak değerlendirilebilir. Böyle bir durumda mahkeme, çocuğun üstün yararını esas alarak velayetin değiştirilmesine karar verebilir.

5. Velayetin Değiştirilmesi Hangi Hallerde Gündeme Gelir?

Velayetin değiştirilmesi, her engelleme olayında otomatik olarak uygulanacak bir sonuç değildir. Ancak ihlalin süreklilik arz etmesi, çocuğun psikolojisini bozması, ebeveyn-çocuk bağını zedelemesi ve mahkeme kararlarının bilinçli şekilde etkisiz bırakılması hâlinde ciddi şekilde gündeme gelir.

Türk Medeni Kanunu’nun 182 ve 324. maddeleri uyarınca, çocukla kişisel ilişki kurulmasının engellenmesi, çocuğun üstün yararına aykırı sonuçlar doğuruyorsa velayetin değiştirilmesi için hukuki zemin oluşabilir. Özellikle mahkeme kararlarının sürekli ihlali, çocuğun diğer ebeveyne karşı doldurulması, görüşme günlerinde sistematik mazeret üretilmesi ve uzman raporlarıyla bu durumun ortaya konulması hâlinde aile mahkemesi velayet değişikliği kararı verebilir.

6. Hangi Deliller Kullanılabilir?

Bu tür uyuşmazlıklarda ispat çok önemlidir. Sadece “çocuğu göstermiyor” demek çoğu zaman yeterli olmaz. İhlalin sürekliliğini ve niteliğini ortaya koyan somut deliller sunulmalıdır.

Bunlar arasında şunlar yer alabilir:

  • boşanma ilamı ve onaylı protokol,
  • kesinleşme şerhi,
  • WhatsApp yazışmaları,
  • mesaj kayıtları,
  • görüşme günlerinde çocuğun teslim edilmediğini gösteren tutanaklar,
  • Adli Destek Müdürlüğü kayıtları,
  • tanık anlatımları,
  • sosyal inceleme raporları,
  • pedagog, psikolog veya sosyal hizmet uzmanı değerlendirmeleri,
  • gerekiyorsa okul kayıtları, sağlık kayıtları ve kolluk tutanakları.

Mahkeme, dosyanın niteliğine göre bilirkişi incelemesi veya sosyal inceleme raporu da alabilir. Özellikle çocuğun ruhsal durumu, ebeveynler arasındaki çatışmadan nasıl etkilendiği ve hangi düzenlemenin çocuk yararına daha uygun olduğu, uzman raporlarıyla netleşebilir.

7. Geçici Tedbir Talep Edilebilir mi?

Evet. Çocuğun mevcut durumdan zarar gördüğü, kişisel ilişkinin uzun süredir hiç kurulamadığı veya bir ebeveynin diğerini tamamen dışladığı durumlarda aile mahkemesinden geçici tedbir talep edilebilir. Örneğin, dava sonuna kadar belirli gün ve saatlerde uzman eşliğinde görüşme sağlanması, görüşmelerin çocuk görüşme merkezinde yapılması veya belirli bir iletişim düzeninin geçici olarak kurulması istenebilir.

Bu tür tedbirler özellikle uzun süren davalarda ebeveyn-çocuk bağının tamamen kopmasını önlemek bakımından önemlidir.

8. Yargıtay Uygulaması Ne Yöndedir?

Yargıtay uygulamasında temel ölçüt çocuğun üstün yararıdır. Tarafların kendi aralarında yaptıkları protokoller, eğer çocuğun yararına aykırı sonuç doğuruyorsa bağlayıcı kabul edilmez. Aynı şekilde, kişisel ilişki hakkını aşırı sınırlayan veya fiilen ortadan kaldıran düzenlemeler de korunmaz.

Yargıtay kararlarında, velayet hakkının diğer ebeveyni cezalandırma aracı gibi kullanılmasına olumlu yaklaşılmadığı görülmektedir. Çocukla kişisel ilişkinin bilinçli biçimde engellenmesi, bazı olaylarda velayetin değiştirilmesini haklı kılan önemli bir olgu olarak değerlendirilmiştir. Bu yaklaşım, anne veya babanın şahsi menfaatinden çok çocuğun sağlıklı gelişimine odaklanmaktadır.

9. Uygulamada İzlenmesi Gereken Yol

Pratikte çocuğu göstermeyen eşe karşı izlenmesi gereken yol şu şekildedir:

Öncelikle, elinizde kesinleşmiş boşanma kararı veya kişisel ilişkiyi düzenleyen ilam bulunmalıdır. Daha sonra Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlüğüne başvuru yapılmalıdır. Buradan sonuç alınamıyorsa veya engelleme sistematik hâle gelmişse, aile mahkemesinde kişisel ilişki düzenlemesinin uygulanmasına yönelik dava ve gerekiyorsa velayetin değiştirilmesi davası açılmalıdır. Aynı zamanda geçici tedbir talepleri ileri sürülmeli, engelleme eylemlerine ilişkin tüm yazışma ve tutanaklar dosyaya sunulmalıdır.

Burada en büyük hata, hak sahibi ebeveynin sadece sözlü yakınma ile yetinmesi ve yazılı delil toplamamasıdır. Oysa bu tür dosyalarda planlı, belgeye dayalı ve istikrarlı bir takip çok önemlidir.

10. Sonuç

Anlaşmalı boşanmadan sonra çocuğu göstermeyen eşe karşı hukuk düzeni etkisiz değildir. Aksine, güncel mevzuat hem çocuğun korunmasını hem de mahkeme kararlarının fiilen uygulanmasını sağlayan özel bir mekanizma kurmuştur. Artık icra daireleri yerine Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlükleri devrededir. Buna ek olarak, aile mahkemesinde kişisel ilişkinin korunması, tedbir kararı verilmesi ve hatta şartları varsa velayetin değiştirilmesi mümkündür.

Özellikle sürekli engelleme hâllerinde mesele sadece “görüş günü sorunu” olmaktan çıkar; doğrudan çocuğun üstün yararı, ebeveyn-çocuk bağının korunması ve velayet hakkının kötüye kullanılıp kullanılmadığı meselesine dönüşür. Bu nedenle sürecin başından itibaren usule uygun başvuru yapılması, delillerin dikkatle toplanması ve gerektiğinde hem idari hem yargısal yolların birlikte işletilmesi gerekir.

 

Makale bilgilendirme amaçlıdır. Hukuki destek için iletişime geçiniz.